- Aidat ve bağışlarınızı Ziraat Bankası Balya Şubesi 75588009-5001 nolu hesaba yatırabilirsiniz. İBAN:TR060001000046755880095001
Duyurular

DUYURU.2021-2022 YILI İÇİN YÜKSEK ÖĞRENİM ÖĞRENCİLERİNE BURS VERİLECEKTİR.YARARLANMAK İSTEYENLERİN DERNEĞİMİZE BAŞVURMALARI GEREKMEKTEDİR(BURS SADECE KAYALAR KÖYÜ ÖĞRENCİLERİ VE DERNEK ÜYELERİ İÇİN GEÇERLİDİR)


Balıkesir Hava Durumu
Etkinlik Takvimi
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 13,6801   13,7048
EURO 15,4548   15,4826
       
Namaz Vakitleri
Özlü Sözler
Derya büyüktür ama herkes kabı kadar alır
Sponsorlarımız
Anket
Derneğimizin Çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz?


 
Sitemizi Tavsiye Ediniz
Sitemizi arkadaşlarınıza tavsiye ederseniz memnun kalırız.
 
  
KAYALAR KÖYÜ HAKKINDA

KAYALAR KÖYÜ’NDE  ARAZİ TANITMA (ARAZİ TARİFİ )

**Araziyi tanıtan  kişi önce , bulunduğumuz yer şuarsıdır der söyler ve KUZEY istikametini gösterir.Eli ile Kuzey  gösterdiğim  istikamettir der. Kuzeyden itibaren Saat yelkovanı istikametinde sağa doğru ,  görülebilen yerleri  isimleri ile söyler.

 ÇAL ve BAĞ ARKASI –KOCA TEPE –KOCA KÖĞÜN-MEZARLIK –ILICA –ILICA’NIN GERİSİNDEKİ DAĞLAR - KAYALAR DAĞLARI – HARİTA TEPE (HARİTALIK) –KARŞI YAKA –ARKASINDA  ARAPLAR MEZARLIĞI - HIDIRCIK –İNCE DALLIK – DEDE GÖVDESİ -  BAKLA ÇUKURU – TESBİKLİK –DÜZEN ÜSTÜ …

A-KAYALAR’ın YAKIN GEÇMİŞİ :
Kayalar’ın unutulmaz yer ve değerlerini hatırlamak , büyük harflerle yazıp okumak gibi insana
zevk ve heyecan veriyor , bir bakıma hasret ve özlem gideriyoruz .Gelin hep birlikte okuyalım ve geçmiş günleri şöyle bir hatırlayalım. Belki çocukluğumuz ve gençlik anılarımız aklımıza gelecek ve canlanacak , belkide köyümüzün güzelliklerini ve nimetlerini hatırladıkça yine canımız çekecek , ağzımız sulanacak…yaşama sevincimiz artacak…yazdıkça ve yazılanları okudukça daha neler neler aklımıza gelecek …
Büyük harfle yazılmış olanlar , bize çok şey hatırlatırlar. İşte köy içi ve köyümüzün yakın civarı , gelin hep beraber gezelim bahçeleri-bağları , kırları-bayırları , dereleri-tepeleri ve tarlaları . Ağız tadı ile yiyip-içtiklerimizi , ekip-biçtiklerimizi hatırlayalım . Nerede , ne zaman , kimlerle , kimin evinde , kimin damında , kimin bağında , kimin tarlasında , kimin elinden yedik-içtik ve eylendik , kimlerle buralardan nasıl geldik-geçtik , onlara , oralara , o’günlere , o’günlerde ve sonrasında nasıl şükrettik , nerelerde nasıl bir ömür tükettik…
GOCA GAVE , GOCA ÇINAR , GOCA GOZ , GOCA DERE , GOCA MEKTEP , GOCA MEZARLIK , GOCA B….K , ODAGIRANI , HEYET ODASI , TOKAT , MAĞAZALAR , ÇAKMAK DAŞLARI , KOCA SARNIÇ , KÜÇÜK SARNIÇ , ÖRTÜLÜ , ALAPINAR , AŞŞAĞI CAMİ , KÖSE PINARI , HACIMAR , SARIKIZ , HASAN PINARI , OLUKLU , EMİR PINARI , FEZİRLAH , AŞA GARI , DAĞLI PINARI , KALAYCI PINARI , KARŞI PINAR , PERŞEM PINARI , YENİ PINARLAR , FINDIKLI , SOĞUK SUYUN BAŞI (KERÇE)…
**ÇAL , BAĞ ARDI , KOCA KÖĞÜN , İNNİK , MEZARLIK , HARİTALIK , KARŞIYAKA ARAPLAR MEZARLIĞI , HIDIRCIK , İNCE DALLIK , DEDE GÖVDESİ , DÜZENÜSTÜ TESBİKLİK , BAKLA ÇUKURU , SARNIÇ ÇUKURU , KÖYLÜ BAHÇESİ , KİREMİTLİK ,
**ÇAM DERE , KERÇE , KOCA TEPE , ELMALI , AYVALI , GÖZ KAYA , ARPA BÜKÜ , KÖYLÜ DEĞİRMENİ , KÜÇÜK MANDIRA , BÜYÜK MANDIRA , ÇAT DERSİ , AKÇA KAYRAK , TOSYALI KÖPRÜSÜ , SARIYAR , SARI YER , OLAMIRSIKI , HOROZ DEDE , DİKMEN DEDE , ÜRKÜT TEPE , YAMAÇ TARLA , ÇÜKİT , YILANCIL , KUZGUN DAŞLARI , KAYACIK , GARIMCALI , KÖY TARLASI , PEDRİK , BÜYÜK PINAR , GAVALAN , BOZ TEPE , BOZYİR , ÇİFTLİK , DIŞBUDAK , SELEF YOKUŞU , KOCA DALLIK
**OKLA DERESİ , KUŞ OYNAĞI DERESİ , KIZILCA AĞAÇ DERESİ , KÖY DERESİ , GORABA DERESİ , KOCA GANERE , KÜÇÜK GANERE , KIZANLIK ÇEŞMESİ , ASAR , LEVENT , KOCA DERE DEĞİRMENİ VE DEĞİRMENİN BENDİ , ÖREN’NİLERİN DEĞİRMENİ , ÖKSÜZLERİN DEĞİRMENİ , ALİME’NİN-RAŞİT’İN DEĞİRMENİ ,YUKARI DEĞİRMEN VE HAVUZU , AŞAĞI DEĞİRMEN VE HAVUZU , ŞÖFER İSMAİL’İN DEĞİRMENİ , GÖKMUSA’LI ADEM AĞA’NIN DEĞİRMENİ
**KOCA DERE , KAZAN BÖVET , GÖLÜKLERİN BOĞULDUĞU YER , YAN BÖVET , KOCA KÖPRÜ , DIŞBUDAK KÖPRÜSÜ , TOSYALI KÖPRÜSÜ…
Muharrem KAYNAK’ın Odagıranı Sohbetlerinden -1

Kayalar ‘da mısırdan-bostana , sarımsakdan-soğana , domatesten-biber ve patlıcana , ay çiçekten susama , buğday , arpa , çavdar , yulaf , nohut , burçak dahil tüm tahıl ve sebzeler , erik ve elmadan-armuda her türlü meyva yetişirdi , ben özlemini çektiklerimizi , ayrıca ekip-biçtiklerimiz ile dağ , bayır ve kırlardan doğal olarak elde ettiklerimizi sıraladım .
**MISIR –BOSTAN , KAVUN-KARPUZ , HIŞIR , DÜLEK , DAŞ DÜLEĞİ , GÜVEM , GECİK ELMASI , KIZILCIK , DAVULGU , SAKIZ ÖVEZİ , ÇAM SAKIZI , ÇETLEMİK , SAKIZ OTU , KUZU KULAĞI , AHLAT , GELİN ARMUDU , GÜZ ARMUDU , KARAMIK , BARDACIK ,
ERİK , DAĞ ERİĞİ , ÜZÜM , İNCİR , DUT , KARA DUT , CEVİZ , YER ELMASI , SOĞAN , SARIMSAK , SOĞAN ERKEĞİ , KABAK , SUSAK , ÜZÜM PEKMEZİ , ERİK EKŞİSİ
**GENGER DİKENİ , ÇAKIR DİKEN , ÇALTI KOZALAĞI , ZULFAR , ZAMBAK , TOMBAK , ÇİĞDEM , GELİNCİK , GÜL , ÖKÜZ G.TÜ , PAPATYA , KEKİK , BOŞ YAPRAĞI , NERGİS , DEVELİK , KEDİ MEMESİ , GELİNCİK , GERDEME , KIZILCAOĞLU , LABADA , EKŞİGINA , MANTAR , MELİKİ , CİNCİLE , KUZU GÖBEĞİ , KİL , ÖZLEMİK ÇAMURU , KAV , ZAMK , REÇİNE , ÇIRA , ARDIÇ ÖVEZİ , YABANİ ASMANIN KORUĞU , FİĞ , PITIRAK , TİLFİL , KOÇ TAŞ..ĞI , KARABALIK , SAZAN , BIYIKLI , GİBRİN, TURNA , KEKLİK , TAVŞAN
Acıktığım zamanlarda Kayalar’ın yemekleri ve aşağıda sıraladıklarım aklıma geliyor ve canım istiyor.
EKMEK AŞI , BULGUR AŞI , MAMALİKA , TARHANA ÇORBASI , OMAÇ ÇORBA , TUTMAÇ ÇORBA , SÜTLÜ ÇORBA , KULAK HAMURU , GÜN HAMURU , LOKMA , NİŞAŞTA , PELTE YUKA BÖREĞİ , ÇIRPMA BÖREK , MISIR HÖŞMELİMİ , BASMA HELVA , SARİLİ , GELİN ÖNÜ , PEYNİR HÖŞMELİMİ , TİRİT , SÜTLÜ KABAK YEMEĞİ , KARLI-BUZLU , GELİNCİK ŞURUBU , ERİK HOŞAFI , EKMEĞE YAĞ SÜRMEK , BEZDİRME , BAZLAMA , BOÇA , BİDE GÖDEK , ÇÖREK , PESEMET , KEŞKEK , GAVRUK , ERİK-ARMUT ve KIZILCIK KURUSU , ELMA KAKI , KAYNAMIŞ BULGUR , YAYIKTA YENİ ÇALKANMIŞ BİR TAS AYRAN…
Yazarken canım çekti , çocukluğumu ve bir çok hatırasını yaşadığım köy içindeki ve civarındaki yer , dere-tepe , bağ –bahçe , kır ve bayırların nimetlerinden yeniden yararlanmak için gezme ve dolaşma isteği ile doldum . Bu yazılan ve okunanlar ile tekrar yaşanan hatıraların içinde neler var neler …
Her evde bir eşek , bir katır veya bir at , çiftcilik yapanlarda bir çift öküz ve öküz arabası , pulluk , karasaban , nodul , örendere , köstek , her evde sağılı bir inek veya manda , hayvancılık yapanlarda 50-60 kadar koyun - keçi , bunlar ve diğer hayvanlar için saya , ağıl , dam, ahır, yale , çardak , cerge...
Her evde ot ve ekin biçmek için orak , kosa , tırpan , ellik , bileme taşı ile köy yaşamında kullanılan çapa, çepin , kazma , kürek , bel , balta , düven , tırmık , yaba , dirgen , hapkaldıran , elek , kalbur, gözer , ekmek teknesi , yastaç , sıran , sacağı , maşa , sındı , şinik , tarak , kırklık , kirman , çıkrık , çulfalık , halı tegahı , eyer, semer , urgan , yular , örük , sikke , duşak , bukağı , çan , takırdak , süzme darcık çuval , torba , heybe , harar … İğ , şiş , tığ , mekik , kirkit , tarak , göcü , çımbar , çuvaldız çarık ve nalın /takunyalar bulunurdu. Köyümüzde sadece birkaç kişide talike/at arabası vardı .
Her evin baş köşesinde bir Kuran-ı Kerim (Musaf ) kılıfı içinde asılı dururdu . Çocuklar doğunca Kuran’ın iç arka sayfasına adı ve doğum tarihi yazılırdı . Bacalık örtüsünde , iğnelik ve diğer dikiş ipleri ile ip çeşitleri olurdu , evin süpürgesi kapı arkasında dururdu .
Muharrem KAYNAK’ın Odagıranı Sohbetlerinden -2
Her evde bir dokuma tegahı-çulfalık , her hanede bir halı tezgahı olurdu . Çulfalıklarda şayak , kilim ,
çaput kilimi , çuval ve hararlar , şayak elbiselikler , gömleklik kumaşlar ile kuşaklar , peşkir-peştamal ve kül bezleri dokunurdu .Halı tezgahlarında halı , kilim , çöpten , heybe , etek , şal ve torbalar ile , yular , paldum ve kolonlar dokunurdu . Şayak dokumalar sıcak suda haşlanarak , ayaklarla tepe tepe dövülürdü , sofra bezi ve ekmek örtüsüne genellikle kül bezi denirdi .
Çobanların kepeneği , torbası , sopası ve kavalı olurdu , köyümüzde yer yaygısı olarak az da olsa keçe yapılır ve kullanılırdı , çoğunlukla örme hasır kullanılırdı. Sebze , meyva , yük , ekmek ve yiyecekleri taşımak ve muhafaza etmek için örme sepet , sele , küfe , köğünler ile kapancalar , damlardan gübre taşımak için ayrı köğünler vardı . Sepet ve köğünler söğütten veya kızılcıktan , genellikle esmer vatandaşlarca yapılır , örülür ve satılırdı . Keçi , koyun ve inek derisinden pösteki , minder ve (seccadeler ) namazlalar kullanılırdı . Döşek , yatak ve yorganlar yüklükte dururdu .
Her evde kırma yada dolma bir av tüfeği , her erkeğin cebinde bir çakı , belinde kın içinde bir bıçak ile üzerinde taşımasalar da aşka geldiklerinde havaya ateş ettikleri bir tabancası ve ceplerinde horozlu bir ayna ve tarak olurdu . Her evde aydınlatma için , bir şişe gaz yağı , kandil , fener , idare lambası , varlıklı olanlarda lüks lambası , ısınmak ve pişirmek için saç veya teneke bir soba veya maşınga bulunurdu . Gaz yağı olmadığında , aydınlatma için çıra ve lastik yakılırdı. Düğün ve dernekte gece aydınlatma ve ısınma için çırakmanlar yakılırdı. Bazı meraklı kişiler aydınlatma için pilli el fenerleri de kullanırlardı .
Odun kesmek için balta , nacak , tırpan , keser , destere , sıyırgı , her evin avlusunda veya bazı büyük hanelerde bir ekmek fırını , her evin büyük odasında ocak başı şöminesi ve bir köşesinde hamam , her evin önünde bir yuntuluk , her evin bahçesinde bir hela olurdu . Genellikle evin önünde çardaklı üzüm asmaları olurdu . Odunluğun bir köşesinde bahçe süpürmek için çalı süpürkesi-ayaklı süpürge olurdu .
Hayvancılıkla uğraşanların avlusunda kışlık ot yığınları , odunluk , köşede bir küllük , hayvan ve saman damları ile ziraatle uğraşanların avlusunda buğday ambarları olurdu .Yine her hanenin yarım veya bir dönüm bağı ile sebze-meyva için küçük de olsa bir bahçesi olurdu . Soğan-sarımsak , marul- ıspanak ve bakla genellikle avlu içine ekilirdi.Köyün hemen yakınlarında bazı hane sahiplerinin kesik dedikleri küçük tarlalar olurdu , buralara mısır-bostan , kavun –karpuz vb. gibi mahsül ekilirdi.
Her mahallede bir dübek taşı olduğu gibi , hemen her evde bir bulgur çekme taşı vardı. Her hanenin avlusunda birkaç kara kovan arı vardı. Her evde toprak bir küp , birden fazla toprak desti , ibrik ve safa olduğu gibi , her evde ve çeşme başında su içmek için bakır bir tas veya susak olurdu . Kuyuların suyu çıkrık tertibatı ile çekilirdi ve genelliklede zincirle çekilen su kovası delik olurdu .Esasen köy içinde ve yakın civarındaki bu kuyuların toplam sayısı 8-10 adet olup birkaç tanesinde tulumba vardı .
Kedi ve köpek yetiştirme konusuna gelince ; Her evin ve sürüsü olan her çobanın en az bir köpek beslediği aşikardır. Ancak kedi besleyenimiz pek olmasa bile farelerin yakalanmasında yardımcı oldukları için kedilere kötü davranılmazdı.Hane sahipleri , özellikle köpekler için kepek ve kepekli undan köpek yiyeceği-yal pişirirdi .
Dağ , bayır ve ormanlarımız , ardıç , çam , çetlemik , dışbudak , gürgen , pıynar , akçaağaç , karaağaç , kızılcık , kavak , söğüt , çınar , mümer ve meşe (meşenin pelit , kobak ve mazısı ) ağaçlarına sahiptir.
Muharrem KAYNAK’ın Odagıranı Sohbetlerinden -3
Yumurtası ve eti için her evin avlusundaki kümeslerde tavuk beslenirdi . Köyümüzde birkaç aile kaz , ördek ve hindi beslerdi , hindi besleyenler onların ticaretini de yaparlardı. Kümesteki tavuk ve yumurtalara gelincikler ve tilkiler musallat olurdu .Köyümüzde 1980’li yıllardan sonra bir dönem , yumurta ve kesim tavukçuluğu ve ticareti de yapılmıştır.
Köyümüzde herkes kendi ihtiyacı olan süt , yoğurt , ayran , kaymak , peynir , ekşimik ve tereyağını kendi hayvanlarından elde eder ve tüketirdi. 1960’lı yıllara kadar bu böyle idi , bundan sonra köyde mandıracılık başladı , bununla birlikte daha çok süt veren süt inekçiliği ve besicilik başladı , klasik usulde yetiştirilen karasığır cinsi hayvancılık sona erdi. Ayran ve tereyağ için toprak bir yayık her evin demirbaşı idi.1990’lı yıllardan sonra suni dölleme-süngerleme yöntemi ile koyun- keçi yetiştiriciliği aldı yürüdü . İnek ve mandalar doğum yaptıklarında sağılan ilk süt- ağız kaynatılır ve severek içilirdi .
Köyümüzde 3-4 aile değişik zamanlarda ipek böceği yetiştirerek koza üretimi yapmıştır , çok meşakkatlı bir iş olan ve çok miktarda yeşil dut yaprağına ihtiyaç gösteren bu işten vazgeçilmiştir.
Köyümüzün yakın çevresindeki meralarda bulunan çitlenbik ağaçlarına 1960’lı yıllarda Köy Muhtarlığınca antep fıstığı aşılanmış ve köyün ortak mallarına dahil edilmiştir .
Başlangıçta çiçekleri sayarken unutulmuş , ince fesleğen ve top fesleğen çiçeklerimiz vardır .Genelde pencere önlerine konur ve sineklerin gelmesi önlenirdi .Bunun kokusunu tarif etmeye gerek yoktur .
Kayalar ve civarında yetiştirilen pamuk ve kırkılan hayvan yünlerini işleyen çır-çır ile yün ve yapağı atan tarak makinaları vardı , bu makinalar köyümüzde üretilirdi. Aşağı değirmende Sarnıç sularının havuzda biriken gücü ile bu makinalar çalışırdı.Aynı değirmende buğday ve her türlü tahıl öğütülürdü bunun yanı sıra , yağ sıkma mengeneleri vardı. Burada susam , afyon , hardal , ayçiçeği ve çetlemik yağı elde edilirdi , küspeler hayvanlara yem olarak verilirdi , susam küspesini bizde severek yerdik .
Köy halkından çalışmak isteyenler , yazları orak biçmek için yevmiyeye giderlerdi. Sonbaharda ise aynı amaçla Ederemit yöresine zeytin toplamaya , Bergama yöresine pamuk toplamaya giderlerdi . Gençlerimiz askerlik öncesi ve sonrası para kazanmak için Soma kömür madenine girip çalışırlardı . Balya madenlerinin işletildiği dönemlerde aynı amaçla çalışanlar olmuştur . Soma’da çalışanlar izine geldiklerinde tahin helvası -Soma helvası getirirlerdi . Köye develerle eski çorapçılar gelirdi , trampa usulü alışveriş yaparlardı , onlara eski çorap ile eski yün atıkları verirdik , karşılığında kap-kaçak , kuru üzüm , kuru incir , keçi boynuzu , köpük helva , diri tuz , şeker ve toz şeker alırdık .
Her yıl ücreti ortak ödenmek kaydı ile hayvanlar için sığırtmaç tutulurdu .Sığırtmaca inek , manda , dana ,düve ve malaklar katılırdı . Hayvanlar gündüz köy meralarında yayılırdı , akşamları evlerine dönerdi . İmece ile yol yapımında köy erkekleri çalışırdı. Keza ekinlere ve ekilen diğer mahsule yaban hayvanları zarar vernmesin diye sürek avına çıkılarak , yaban domuzu , kurt , çakal ve tilki gibi yaban hayvanları avlanırdı .
Harman sonunda her haneden , ayan –imam hakkı diye birer ikişer kile buğday toplanırdı . Buna salma da denirdi . Kurak geçen yaz aylarında hayır duaları ve mevlid okutulur , köy halkı tarafından yağmur duasına çıkılırdı. Gençler ve çocuklar yağmur yağsın ve bereketi ile mahsül ve otlar yeşersin diye kepçecik de yaparlardı , kepçeciğin başını yeşil otlardan yaptıkları bir taç ile süslerlerdi .
Muharrem KAYNAK’ın Odagıranı Sohbetlerinden -4
Yukarı değirmende , öğütme işlemi yapılırken hızar makineleride çalıştırılırdı , geceleri dinamo ile elektrik akımı üretilerek bazı kahve ve evlere ceryan verilirdi . Köyde 3-4 adet el ile çalışan çalkak makinesi vardı , bunlar düvenle sürülen harmanlardan elde edilen buğday ve çavdarın içindeki taş-toprak , delice ve yabancı otları temizlerdi.
Her şeyin bir mevsimi vardı , yazlık ve kışlık buğdayların ekim vakti (çift sürme) , mısır-bostan ekim ve kazma zamanı , bahçelere domates –biber , patlıcan ve bamya ekimi , ot biçme zamanı , arpaların ve yulafların biçilme zamanı , buğday ve çavdar biçme , burçak ve nohut yolma zamanı , mısır kırma susam yolma ve silkeleme zamanı vb. .. Cemreler düştüğünde havadan leyleklerin gelme –geçme ve inme zamanı izlenir , kışa doğru geriye dönüşleri gözlenirdi .1965’den sonra düvenle harman sürmek yerine Patoz ve Traktör ile harman çıkarılmıştır “ ekin , sap ve saman birbirinden ayrılmıştır”
Harman kalkınca çitlerle saman taşınır ve damlara doldurulurdu . Ekinler çalkanır ve yıkanır , bulgur kaynatılır , nişasta yapılır , susamlar silkelenir ve savrulur , mısırlar soyulur , mısır-bostan tarlaları ile bağ ve bahçeler bozulurdu .Yeteri kadar buğday değirmende öğütülür , hayvanlar için gerekli yarma , kırma ve yem öğütülür , tarhana yapılır , erişte-gün hamuru kesilir , dokuma çuvallar ile harar , torba darcık ve süzmelerde muhafaza edilirdi .
Zamanında erik ekşisi kaynatılır , pestil yapılır , salça ve domates ekşileri hazırlanır , turşu kurulur , elma kakı , armut kurusu , kızılcık kurusu yapılırdı. Oraklar biçilmeden Haziran başında , herkes kendi peynirini kendisi yapardı .Okula giden öğrencilerimiz kışın sınıf sobası için birer-ikişer odun götürürlerdi , evi uzak olan öğrenciler öğle yemeklerini torba ve çantalarında getirir okulda yerlerdi.
Ağustos ayı sonunda , sonbaharda bağ bozumu yapılırdı. Kütük ve asmalarda kalan üzümler toplanır , ağaç ekmek teknelerine doldurulur , kişiler ayaklarını yıkayarak üzerine çıkar ve üzümleri ezerlerdi. Çıkan üzüm suları uygun kıvama gelinceye kadar kaynatılarak pekmez yapılırdı .Kazanlara bez bir torba içinde pekmez toprağı katılırdı . Pekmez toprağı köyümüz civarından temin edilirdi. Genellikle düğünler harman kalkınca yapılırdı . Düğünler davullu da olsa , davulsuz da olsa üç gün sürerdi .
1955-1960’larda Köy İlk okulunda , her dönem dört veya beş öğretmen görev yapardı , öğrenci sayısıda 130-140 ‘a ulaşırdı . Her yıl İlkokulu bitiren otuz kadar öğrencinin üçte biri Balya’da Orta okula başlardı. Geriye kalanların tamamı köyde kuran kursuna devam ederek hatim indirirdi .
Kayalar Ilıca Bucağı’nın , Balya ilçesin’in ve Balıkesir Vilayeti’nin okuyan ve tahsil seviyesi çok yüksek olan bir köyü idi . Şimdilerde öğrenci yokluğundan yeni ilk okul kapalıdır.1939’da yapılan ve bizimde öğretim gördüğümüz iki katlı eski ilk okul yıkılacak durumdadır .
1924’den 2017’ye kadar 93 yıllık Cumhuriyet döneminde köyümüzde muhtarlık yapan 24 kişiyi hizmetlerinden dolayı şükranla anıyoruz , aramızdan ayrılanlara da Tanrıdan rahmet diliyoruz . Yol yapımında , köye su getirilmesinde , su borularının döşenmesinde , köye elektrik getirilmesinde , telefon hat ve şebekelerinin tesis edilmesi , kanalizasyon şebekesinin kazılması ve döşenmesinde , yeni ilk okulun yapılmasında büyük hizmetleri olan ve en uzun süre köyümüzde muhtarlık hizmetini yürüten iki muhtarımızı anmadan geçemedim , Bekir Sami GÜMÜŞ (14 yıl) , Selafi AKTAN (20 yıl) kendilerini halkımız adına tadir ve tebrik ediyorum ve şükranlarımı sunuyorum .
Muharrem KAYNAK’ın Odagıranı Sohbetlerinden - 5
Hayvancılıkla uğraşanlar kışlık ot ve samanlarını kendi damlarına veya Sal-Taşı’ndaki saz damlara koyardı , 1960 ‘lara kadar saz damların ve bazı evlerin üstü kiremit yerine saz ile örtülü idi .1955’deki depremde halkımız bu damlarda ve devletçe verilen çadırlar ile saç barakalarda iskan edilmiştir.
2 öğretmen evi , 1 sağlık evi ile 2 ormancı evi vardı . Ormancı evleri hariç bu evler satılmıştır . İki katlı eski okul binası yıkılmak üzeredir . Bir zamanlar okul ve heyet odası olarak da kullanılan bina da
yıkılmıştır .Gençler için köyde 5 adet köy odamız vardı hepsi yıkıldı .1970 ‘lerde Aşağı Cami ve minaresi yıkılarak yerine yenisi inşa edildi .1950’lerde köy tüzel kişiliğince Yukarı Cami yapılmıştır, başlangıçta bu cami minaresiz olarak hizmet vermiştir , sonradan minaresi yapılmıştır .
Köyümüzün içme suyu Pedrik’ten getirilirken önce Düzenüstü’ne , birkaç yıl sonrada köy içine getirilmiştir . Sarnıç suyununda köy içine getirilmesi ile köyümüz suya kavuşmuş ve şebeke hatları çekilmiştir . Köy ortak mallarından olan dört adet üstü örtülü Çamaşırlık olduğu gibi büyük ve küçük Sarnıç Çeşmelerinde üzeri açık yıkama ve yıkanma yerlerimizde vardı .
Koca Sarnıç çeşmesi karşısında “şimdiki motopomp yerinde” hayvan ilaçlama havuzu vardı . Her yıl İlçe veterinerinin kontrolünde küçük baş hayvanlar karşı ilaçlanırdı . Halkımız da Sıtma Mücadele ekiplerince takip edilir ve aşılanırdı , bu maksatla evlerin giriş kapısına siyah bir numara yazılır ve muayene kartonları asılırdı .
Kaçak tütün içmek , cepte , tabaka ve kesede kaçak tütün taşımak yasaktı , kaçak sigara kağıdı bulundurmak bile suçtu , kolcular yakalar ve ceza keserdi . Buna rağmen köyümüze ve komşu köylere geceleyin kaçakçılar katır ve atlarla kaçak tütün getirip satarlardı .
Toprak su kapları Kayapa’dan , tahta ve boyalı kaşıklar Korucu’dan gelirdi , tuğla ve eski tip kiremitler de yine yabandan gelirdi ev ve dam için kerpiç köyümüz topraprağından dökülürdü .
Eski yıllarda Sarnıç çukurunda kiremit ve tuğla pişirme ocaklarının işletildiği bilinmektedir .
Köyümüzün Çal Taşı mevkiinde kireç ocakları çalıştırılmıştır . Koca Tepe’de mevcut olan tam olgunlaşmamış kömür ocağı zaman zaman kazılmıştır , keza Ayvalı mevkiindeki demir cevherinin varlığı , Köy değirmeni altındaki dere yatağında kurşun madeni olduğu da söylenmektedir .Kerçe
harabeleri , Çirnik ve Ayvalı madalları , Asar ve Levent kalesi yıkıntıları , Koca mezarlık , Koca Sarnıç ve Koca Çınar köyümüzün tarihi ve arkeolejik yerleridir .
Şimdilerde köyümüzde birkaç kişi fenni kovanlarla arıcılık yapmakta olup , seracılık yaparak sebze üretenler de vardır . Köyümüzde eşek , katır , at , öküz ve öküz arabası yok denecek kadar azalmıştır , hatta yoktur , nerdeyse herkes tarlasına otomobil veya traktörler ile gidip-gelmektedir .
Sanat erbabı ustalarımız ve belli sayıda esnafımız vardı , iki demirci , iki malbant , bir kalaycı , bir semerci , beş-altı marangoz , sekiz-on taş duvar ve çatı ustası , üç-dört bakkal , iki –üç kahvehane , iki berber , 3-4 terzi , 2-3 kadın terzisi , 1sünnetçi , 1sağlıkçı , 1 imam , 7-8 hafız , 1 korucu , 1 kahya , bir kır korucusu , bir köy katibi , 1-2 ormancı , bir kemancı , bir davulcu , bir klarnetci ile bir iki cambaz ve celep , bir kasap , iki yumurtacı … vardı . Bu kişilerin kimler olduğu ve onların isimleri “Muharrem Kaynak’ın Kayalar Köyü ve Tarihi “kitabında yazılıdır .
Muharrem KAYNAK’ın Odagıranı Sohbetlerinden -6
B- KAYALAR’ın FOLKLOR , SANAT , ÖRF - ADET , GELENEK ve GÖRENEKLERİ
1.Genç kızlarımızın ve delikanlılarımızın en büyük zevki , Koca Çınar’da kurulan salıncağa binerek kendilerinden kuyruk sallanmasını duymak istemeleri idi , bu zevki tadan delikanlılar coşarlar ve aşka gelerek , havaya tüfek ve tabanca ile kuru sıkı atış yaparlardı .
2.Düğün ve bayramlarda köy meydanındaki hanklerde zeybek oynamak , halay çekmek , el-ef-o çekmek ve diğer folklorik oyunların oynanması , keza erkeklerden ayrı olmak kaydı ile genç kız ve kadınlarımızın nina –nina ve diğer köy oyunlarını oynamaları .Köy delikanlılarının geceleyin köy odalarında toplanıp sohbet etmeleri ve oyun oynamaları .Delikanlıların ve genç kızlarımızın giderleri ortak kaşılanmak şartı ile Arifene düzenleyip yiyip – içip , eylenmeleri güzel adetlermizdendir .
3.Düğünlerde ve genellikle sünnet düğünlerinde deynek aşırma , ata binme , koşu ve halat çekme yarışları , yağlı ve karakucak güreşleri yapılırdı .Düğün ve Bayramlarda orta oyunları tertip edilir ve seyredilirdi , deve çıkarma ve oynatma , bebek oynatma , bıçak oyunu vb… kadın ve erkekler sıra ile veya ayrı ayrı kurulan sekmeklere binip dönerek eğlenirlerdi.
4.İlkokulu bitiren çocuklarımızın rol aldığı Odagıranı’ndaki temsil ve müsamerelerin izlenmesi , uzun kış gecelerinde büyüklerin çocuklara masal satması , ocakbaşı tekerlemeleri ve bilmece sormalar ile haritadan yer bulma , isim ve şehir bulma , saklambaç ve seksek oynamak , çömlek yapmak , elden ip alma , ip atlama …üç taş , beş taş , dokuz taş ve dama gibi oyunlar oynanırdı .
6.Köy kahvelerinde iskambil , pişti , kaptı-kaçtı , altmış altı , bulüm ,domino , tavla , prefe, bezik ve briç gibi oyunlar oynarlardı. Konken , okey , remi ve bom sonradan oynanmaya başladı .
7.Erkek çocuklar sokakta , çelik çomak , yağlı , cugale , köşe kapmaca , döngel geldi geçti , birdir –bir oynar , patlangoz patlatırlar ve kesilen hayvanların kavuklarından balon yapıp oynarlardı . Kızlar saklambaç , köşe kapmaca , bezirgan başı , evcilik , istop ve beş taş oynarlardı .
8. Bahar bayramında , Yenipınarlara “dallığa” piknik için gider , gezer-oynardık , çıkın ve torbalardaki yiyeceklerimizi paylaşarak yerdik . Yumurta taşıma , çuval içinde yürüme ve yoğurt yeme yarışları… yapar eğlenirdik .Yine baharda Çiftlik’ten tombak toplar evlere ve okula getirirdik .
9. Baharda karşılıklı olarak Kayalar , Kavakalan ve Büyükpınar köylerinin ilkokul öğrencileri , öğretmenlerinin refakatinde misafirliğe giderlerdi . Her ev sahibi öğrenci , bir misafir öğrenciyi alır , evine götürür , yedirir- içirirdi ve arkadaş olurlardı , kız öğrenciler ahretlik ve kardeşlikler kazanırdı .
10.Genç kız ve kadınlarımız , ergenlikten itibaren başlarını yazma , ak yaşmak , üslük ve atkı ile örterler ve telik giyerlerdi .O’ tarihlerde türban diye bir örtü henüz icat edilmemişti. Sözlü , nişanlı ve ve yeni evli kızlar başlarına ak yaşmak örterdi . Kızlarımız çeyizlerini hazırlar sandıklarda saklardı , oya örer , nakış işler , halı ve kilim dokurlar , kazak , çorap ,eldiven başlık ve namaz takkesi örerlerdi. Nişanlı ve sevgililerine oyalı mendil ve çevre işler verirlerdi.
Muharrem KAYNAK
-1-
11. En güzel adetlerimizden birisi de , Ramazan ve Kurban bayramlarında erkeklerinin bayram namazından sonra köy meydanında “Odagıranı’ında” toplanıp bayramlaşmaları , aynı gün sabahtan köy mezarlığının da topluca ziyaret edilmesidir. Bu güzel adetimiz halen sürdürülmektedir …
12. Gelin olan kızlarımız al duvak ile koca evine giderdi ve geline kınalar yakılırdı . Kızlarımız hatim indirirken , kendi erkek kardeşi sünnet olurken veya erkek kardeşinin , ağabeyinin düğünü oluyorsa bindallı ve fermana giyerlerdi. Genç kızlarımız tef ve dümbelek eşliğinde düğünlerde , nina-nina , kara karımca , oğlan oyunu ”zeybek” , halay-holka , çifte telli , karşılama , sepetçioğlu , harmandalı , üç ayak ve tamzara oynarlardı . Gelinler ile gelinlik kızlarımız saçlarına gelin teli ile melik örerlerdi .
13.Genç kızın veya delikanlının ailelerinden biri evlenmelerine izin vermiyorsa veya kızın ailesi kızı sevmediği birisine vermek istiyorsa , genç kız nişanlı olsa bile kendi sevdiği erkeğe kaçar ve bu iş evlilikle sonuçlanırdı . Bu tür kız kaçırmalarda kız anası veya çok yakın bir yenge aracılık yapar, haber verme , mektup ulaştırma , buluşturma- görüştürme , buluşma yeri , kaçınca nerede ve kimin evinde saklanıp-gizlenecekleri konularında bilgi verir . Kaçacak gençler nüfüs kağıtlarını yanlarına alırlar , yakalanıp ortaya çıkıncaya kadar giyip –çıkaracağı çamaşır ve giysilerini , bir miktar yiyecek , varsa bir kaç kuruş parasını bir çıkına koyarlar , ve en güzel urbalarını giyerek yola çıkarlar.
14.Evlenecek genç kız ve delikanlılar nişanlı olsalar bile , biribirlerini çocuk iken , ilk okulda , su yolunda-çeşme başlarında , düğünde ve bayramda , oyun yerinde uzaktan görmüşlerdir . Anlaşarak gizli buluşmamışlar ise , biribirlerini evleninceye kadar yakından göremezlerdi , ne zamana kadar Balya’ya doktorlanmaya “evlilik öncesi sağlık kontrolüne” gidinceye kadar . Biribirilerini yakından gördükleri ilk gün ve yer burasıdır ve aynı gün Balya’da evlilik için urba düzülürdü .
15.Delikanlılar düğün ve bayramlarda , yelekli şayak urba “setre –potur” giyerlerdi , başlarında sekiz köşeli bir şapka olurdu , 2’li veya 4’lü zeybek , alem havası , karşılama , çifte telli , bengi , halay (holka) , üç ayak ve tamzara , bıçak oyunu , harmandalı , sepetçioğlu oynarlardı . 1960’lı yıllarda abidik –gubidik twist de oynadıkları olmuştur. Meydan yeri kurulduğunda önce efeler , sonra bayraktarlar ve kıdemine göre delikanlılar ikili veya dörtlü gruplarla oyuna kalkarlardı .
16. Yeni evli ve pek yaşlı sayılmayan erkeklere köse denirdi , onların oynama sırası gençlerden sonra idi , en son yaşlılara oynama sırası verilirdi . Yakın ve civar köylerden gelen grup halindeki misafir genç ve erkeklerin oynaması köyümüz efelerinin ve gençlerinin karar ve iznine bağlı olurdu .
17. Literatüre de giren , entarisi damgalı ve arabam daşa geldi türküleri ile meydan yeri kuruldu , koca davul vuruldu , dört kişinin içinde Koca Ömer vuruldu türküsü “ Kayalar türküleridir” .
Not : Bu örf , adet , gelenek ve göreneklerimiz ile folklorumuza ait bilgiler hemen akla gelen ve iki sayfaya sığdırılanlardır , daha teferruatlı bilgilere ve canlı belgelere ulaşabilmek için Kayalar’a gelip , Odagıranı’nda yaşlılarımızla çay içip , sohbet etmeniz gerekmektedir . Kayalar sevgisi ve özlemi taşıyan tüm hemşerilerimizi Kayalar’a bekliyoruz… Hoşça Kalın , Sağlıcakla Kalın…
Muharrem KAYNAK
-2-
ŞİMDİKİ KAYALAR
1965 yılına kadar komşu köyler ile , Ilıca , Balya ve Balıkesir’e giden şose , stabilize ve asfalt bir yolumuz yoktu , kara yolu ile yaya veya hayvan üzerinde gider-gelirdik . Kamyon kasaları ile traktör remorklarında yolculuk yaptığımız günlerde çok olmuştur. O zamanlar hiç otomobil yoktu , sadece bir traktör ve birde kamyon vardı , şimdi 2-3 kamyon , 25-30 traktör , 3-5 minübüs ve jeep , 25-30 adet otomobil ile 1adet biçer-döverimiz mevcuttur .
Kayalar’a elektrik 1965 ‘lerde geldi , aynı tarihlerde önce Pedrik suyu , sonra Sarnıç suyu şebeke suyu olarak verildi , 1980’li yıllarda kanalizasyon alt yapımız tamamlandı . Balya ve Ilıca yolu ile civar köylere bağlanan tüm yollar asfalt oldu .1990 ‘lı yıllarda yol yapım hizmeti veren şirket ve şantiyesinin artezyen suyuda köyümüzün şebekesine bağlandı ve su sorunumuz kalmadı .
1950-1960 ‘lı yıllara kadar , köy kahveleri ile birkaç varlıklı ailenin evinde büyük ve lambalı radyolar vardı , bunlar dünyaya açılan pencerelerimizdi . Radyolar pil ile “ anot ve katot” ile çalışan , antenli ve toprak hatlı radyolardı , toprak hattına zaman zaman su dökülür ıslatılırdı . Gazete haftanın Perşembe günleri Balya’ya veya Pazartesi günleri Balıkesir’e gidenler tarafından getirilirdi , Ilıca’nın postacısı haftada bir gün köye mektup ve posta getirirdi .
Eski yıllarda heyet odasındaki manyetolu telefon ile jandarma hattından Ilıca ve Balya ile görüşme sağlanırdı .1980 ‘li yıllarda bir ara köyümüze PTT acentası açılmış ve santral kurulmuştu .Şimdi hemen her evde sabit hatlı bir telefon olduğu gibi her vatandaşımızda bir cep telefonu mevcuttur.
Günümüzde her evde su ve elektrik olduğu gibi , buzdolabı , çamaşır makinası , elktrikli ütü , uydu antenli televizyon bile vardır. Almanya’da çalışanlarında özenerek köyde yaptırdığı evler örnektir , modern ve betonarmedir. Köydeki her bireyin sosyal bir güvencesi mevcuttur .Düğünlerimiz köy merkezindeki modern düğün salonunda , orkestra eşliğinde danslı ve sazlı-sözlü olarak yapılmaktadır.
İlimizin 2014 yılında Büyük Şehir Belediyesi haline dönüşmesi ile Kayalar , Balya İlçesi’nin bir mahallesi olmuştur. Köy içi yollarımız asfalt veya kilit kaldırım taşıdır . Belediye tarafından bir çocuk parkı inşa edilmiştir .Cumhuriyet meydanında Atatürk büstü ve Bayrağımıza ait iki gönder mevcuttur
Harita Tepe’de çok yüksek bir direk üzerinde , devamlı dalgalanan Ay-Yıldızlı Bayrak Kayalar’lılara gurur vermektedir .
Avlu duvarlarımız söven üzerine çit örgü , çaltı veya ardıç dallarından yapılırdı .Taş duvarlı avlumuz pek yoktu , şimdi bütün duvarlarımız taş veya betondandır , bazı avlularımız tel çit ile örülmüştür . Bahçe kapıları genellikle metal veya kalın saçtan yapılmıştır ve boyalıdır . Çomak sokulan mandazlı , filili veya iple bağlı kapı kalmamıştır , bahçe kapıları dahil tüm kapılarımız kilitlidir .
Köyümüzde 1 market , 1 bakkal , 1 aşçı , 2 kahvehane , 2 berber , 1mandıra , 1 düğün salonu ve kültür merkezi , 1 ilk okul ve 2 cami mevcuttur. Her hafta pazar kurulmakta olup , cadde ve sokaklarımızda motorlu seyyar satıcılar dolaşmaktadır , çöpler belediye ekiplerince toplanmaktadır . Haftada bir gün , bir tabip sağlık ocağımıza gelerek hizmet vermektedir . Günde 3-4 kez Balıkesir’e tarifeli minübüs seferleri yapılmaktadır. Kocaçay üzerine inşa edilen Manyas baraj gölü ile Kızılcaağaç göletinin yapılması köyümüzün iklim , yaşam , ulaşım ve yerleşim olanaklarını daha cazip hale getirmiştir.
Yapımı hızla devam eden ve önümüzdeki üç-beş yıl içerisinde hizmete girecek olan , İstanbul-İzmir ve Çanakkale-İzmir otoyollarının köyümüz hudutlarına çok yakın bir güzergahtan geçecek olması , köyümüzü ve İlçemizi çok değerli bir duruma getirecektir , bu da bizim mutluluğumuzu arttıracaktır .
Muharrem KAYNAK

Üye Giriş Paneli
E-posta:      
Şifre:        
Şifremi unutum
Başkan'ın Mesajı
Aidat Borcu Sorgulama
   
 
Köşe Yazıları
Son Ziyaretçi Yorumları
Arif sarnic
Sağlık sorunumdan haberdar olarak geçmiş olsun ziyaretinde bulunan dernek başkanı ve yönetici arkadaşlarına teşekkürlerimi sunar çalışmalarında başarılar dilerim

MÜNÜR AK
Emek ve düşünceleri ile kurulmasında katkıda bulunan tüm kurucu ve yöneticilerini kutluyorum. Köyümüz için hayırlı olması dileğiyle yöneticilerine çalışmalarında başarılar dilerim.

şerife tınaz tepe.jansen
köyümün derneğini kuranlara başarılarne.mutlugurur duyuyorum


Tüm ziyaretçi yorumları için tıklayınız.
Günlük Gazeteler
Sponsorlarımız